Mutlu, Başarılı ve Sorumluluk Sahibi Çocukların Sırrı
Bu yazımda ebeveyn veya ebeveyn adayı olan okurlarımla bir sırrı paylaşmak istiyorum; disipline geleneksel yaklaşımı mercek altına alıp farklı ne yapabiliriz konusunda fikir sahibi olmak. İleride uygulama konusunda daha detaylı yazılar da yolda.
Disiplin kavramının kökeni Yunancada öğretmek anlamına gelen ‘disciple’ kelimesinden gelir ve çocukların yaşlarına uygun bir şekilde ruhsal, duygusal ve kişilik gelişimini eğiterek kendi kendilerini kontrol edebilmelerini sağlamayı amaçlar.
Disiplin yolu ile aile, toplum ve kültür tarafından kabul edilen sosyal standartları çocuklara öğretiyoruz. Ancak bazen bu standartların kendisi problemli olabiliyor, o zaman içinden çıkması zor bir kısır döngüye giriliyor.
Bu sorunlu standardın başında disiplin adına ceza vermeyi doğal olarak algılayan geleneksel yaklaşım geliyor. Cezayı sözel veya fiziksel negatif uyarılar olarak tanımlayabiliriz. Sözel cezalandırma azarlama, bağırma, hakaret etme, beddua etme gibi sözel uyarıları içerir. Şimdi duralım ve sadece kendimiz için dürüstçe bu yöntemi ne kadar sıklıkla kullandığımızı düşünelim.
Fiziksel cezalandırma yöntemleri ise hafif, yalnızca ağrı oluşturan uyarılardan yaşamsal tehlike oluşturabilecek boyutlarda çok ağır şiddet davranışlarına kadar geniş bir yelpazede görülebilir. Şimdi duralım ve sadece kendimiz için dürüstçe fiziksel cezalandırmada nereye kadar gidebildiğimizi sorgulayalım.
Araştırmalar çocuklarına sık sık bağıran anne-babaların genellikle dayak atmaya eğilimli olduklarını gösteriyor.
Şimdi acı gerçekle yüzleşme zamanı; ceza uygulamalarının hemen hemen tamamı oluşturabileceği fiziksel ve psikolojik zararlar nedeniyle konunun uzmanları tarafından çocuk istismarı olarak kabul edilmektedir.
Çünkü etkileri kısa ve uzun vadeye yayılır, bir kısmı da erişkinlikte ortaya çıkar:
- gelişimsel bozukluklar,
- uyku bozuklukları
- yeme bozuklukları,
- alkol veya ilaç bağımlılığı,
- depresyon,
- anksiyete,
- panik bozukluğu,
- suç işleme ve şiddet davranışında artış,
- kendine zarar verme, intihara eğilim,
- kendi çocuklarına da aynı yöntemleri kullanma eğilimi olarak sayılabilir.
Şiddet uyuşturucu gibidir. Şiddet uygulanarak davranışları sınırlanan bir çocuk giderek duyarsızlaşmaya başlar. Üzerinde aynı otoriteyi sağlamak için giderek daha fazla şiddete ihtiyaç duyar.
Geliştirici Disiplin
Araştırmalar dayağı bir disiplin yöntemi olarak onaylamayan annelerin bile çocuklarına vurduklarını gösteriyor. Bu sonuç alternatif disiplin modelleri konusunda bilgi ve beceri eksikliğimiz olduğunu gösteriyor. O zaman bizde alternatiflere bakalım.
Hepimiz kendi yaşam deneyimlerimizden biliyoruz ki yaşam hiçbir zaman düz bir çizgi şeklinde kolaylıkla ilerlemiyor. Ebeveynler olarak görevimiz çocuklarımızın doğal olarak yaşadıkları zorlanmalar karşısında gösterdikleri içgüdüsel tepkilere doğru disiplin tutumları ile yaklaşarak onları gerek okulda gerek diğer ortamlarda hayata daha hazır hale getirmeye çalışmak.
Çocuk gelişiminde etkili disiplin yöntemlerinin başlıca üç bileşeni var:
- Çocuk ile anne-baba arasında pozitif, destekleyici bir ilişki. Bu ilişkiyi zedelemeden beslemek birincil amacımız olmalı.
- İstenen davranışların arttırılması için pozitif destekleyici yöntemlerin kullanılması. İlişki olumlu olduğunda takdir en büyük ödüldür zaten.
- İstenmeyen davranışların azaltılması veya ortadan kaldırılması için desteğin kaldırılması. Doğru davranışları takdir edilen bir çocuğun, yanlış davranışının farkına varıp değiştirmesi için takdir edilmemek bile yeterli olacaktır.
Birçok ebeveyn defalarca söylenmesine veya uyarılmasına karşın çocuğun kendi bildiğini yapmaya devam etmesi sonucunda ne tepki vereceklerini tam olarak bilmiyorlar. Bu durumlar için bazı somut önerilerde bulunmak isterim:
Beklentilerimiz gerçekçi olsun, çocuğumuzun oyun ve dinlenme ihtiyaçlarını ders çalışma gerekliliği ile dengeleyelim.
Kuralları yaşına ve gelişimine uygun bir şekilde çocuğa açıklayalım.
Ebeveynler olarak aramızda konuşup tepkilerimizi netleştirelim, birimizin hayır dediğine diğeri evet demesin.
Örnek olalım, yapmalarını istediğimiz davranışları sergileyelim; küfürsüz konuşmak, insanlarla iyi geçinmek, çatışmaları şiddete başvurmadan çözmek, sokaklara tükürmeden çöp atmadan temiz tutmak, hayvanları bitkileri korumak, vs.
Kuralları hemen benimsemesini bekleyip, akranları ile karşılaştırmalar yapıp eleştiri döngüsünü başlatmak yerine deneme yanılma yöntemi ile kurallara uymanın daha iyi olduğu sonucuna varmasını sağlamak için sabır ve anlayış gösterelim.
Çocuğumuz istediğimiz davranışı göstermeye çabaladığında onu takdir edip yüreklendirelim. Bazen işlerin istenilenden farklı gittiğini ama çabalamasının bile önemli bir şey olduğunu hissettirelim.
Olumlu ve istenilen davranışlarının sonucunda iyi tepki vererek bir dahaki sefere yapmak istemesini sağlayalım.
Takdirimizin yapılan davranıştan hemen sonra olmasına özen gösterelim, ara açılırsa çocuğumuz ödüllendirme ile davranış arasındaki bağı kuramayabilir.
İstenmeyen bir davranış gösterdiğinde bunun sonuçları hakkında düşünmesini sağlayalım ve açıklama getirelim. Tek başına ‘çok şeker yeme’ demek yerine şeker yediği zaman kemiklerinin güçsüzleşeceğini, büyümesinin yavaşlayıp dişlerinin daha kolay çürüyeceğini anlatalım.
‘Hayır’ kelimesini çok gerekli olduğunda, örneğin geri dönüşü olmayacak bir davranışı yaparken, (bir canlıya fiziksel zarar vermek, eşyaları kırmak, mobilyaları çizmek, duvarlara resim yapmaya kalkışmak gibi) kullanalım ki etkisi kaybolmasın.
Çocuğumuzla önceden belirleyerek ve açıklayarak istenmeyen davranışını engellemek için sevdiği bir şeyden kısa bir süre için mahrum bırakabiliriz.
Davranışını düşünmesi, kendini toparlaması için odasına gönderebiliriz ama bunun süresi 10 dakika gibi kısa bir süre olmalı.
